Ailemin kutu kutu hayatları var bu blogda. Keyif aldığımız yemek, gezi, kitap, annelik... hakkında herşeyden biraz.
hamilelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hamilelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Eylül 2013 Çarşamba

Kuşumuz doğdu

Son 6 aydır yazmamamdan da anlaşılacağı gibi minik kızımız doğdu ve hatta kocaman oldu bile! İstanbul'da baharın kendisini hissettirmesini beklerken 22 Mart 2013 Cuma günü İdil kuşumuz doğdu. Pozitif doğum hikayelerine bir yenisi daha eklendi.

Sancılar başladığında nerede olacağım, Can etkilenecek mi diye düşünürken en iyi zamanı kendisi tespit etmiş. Canla bol bol oynayıp yorulduğum Cuma akşamı Can erkenden 8.15'de uykuya daldı. Sancılar ise 15 dakika sonra kendimi yorgun hissettiğim için uzandığım için yatakta başladı. Ben ilk sancıları hissettiğimde sancıların arasında kaç dakika olduğunu anlamaya çalışırken ilk doğumun hızından ve Cuma akşam trafiğinden endişelenen Kaan hala çıkmak için hazır olmadığım için panik içinde söylenmeye başlamıştı bile.

Böylece hızla hastaneye hareket edip doktorumu yoldan haberdar ettiğimde saat 9'du. Can sabaha abi olarak uyanacağından habersiz, bakıcı ablasıyla evde kalmış mışıl mışıl uyuyordu. Kaan, bu kez de haklı çıktı: Sancılar yine hızla sıklaşmıştı ve yolda konuştuğum doktorum da acilen hastaneye gitmemi istiyordu. Ve tabi ki Cuma gecesi trafiği kötüydü. Adım adım ilerleyen trafikte Büyükdere caddesinde bir polis otosuna yaklaşıp durumu anlatınca kendimizi polis anonsu eşliğinde Mecidiyeköy'e kadar polisleri takip ederken bulduk. Ben bir yandan derin nefes alıp verirken bir yandan polis anonsundaki "Puff pufff! 34 XX yolu açın!" gibi cümleleri duyuyordum. O haldeyken bile güldüren bir durum. Sayelerinde 9.30'da hastaneye varmıştık.

NST bağlama, muayeneler ve damar açma arasında doktorumu beklerken "garson rakıma kaç buz istediğimi soruyordu ki tam zamanında aradınız" diyerek bana gülümseyen doktorum kapıda gözüktü. İnsan doktoruna güvenince doğurmuş kadar olmasa da bir rahatlama oluyor:)
Sancılar arasında sabit olarak durabildiğim 2 dakikada epidüralin yapılması ve anında sancıların hissedilmemesi nasıl bir buluş! Can'a doğumumda her şey hızlı geliştiği için epidürale zaman kalmamıştı. Annem ve babambu kez hastaneye yetiştiler. Koridorda yürüyüşleri tamamlayıp doğumhaneye geçerken fotoğrafçımız da kapıda gözüktü. Belli ki önceki doğumun hızını anlattığım halde herşeyin bu kadar hızlı gelişmesini  beklemiyordu. Öyle ki doğumhanede de yeterince fotoğraf çekemediği için sonrasında üzüldü. Oysa biz kısa sürmesinden yana gayet mutluyduk.

Sonunda 11.30'da İdil'i kucağımıza almıştık. 2.900 gr buruş buruş vücudunu görünce tıpkı daha önce Can'da yaşadığımız gibi Kaanla gözlerimiz doldu. İkinci kez doğum anını birlikte yaşadığımız halde doğum ve elimizde tuttuğumuz bebeğin inanılmaz gelmesine engel olamadık. Çok daha küçük bir bebek beklerken bebeğimizin 3 kiloya yaklaşmasına da ayrı sevindik.

Kaan Can'ı gece yalnız bırakmadı ve ertesi sabah birlikte geldiler. Can her zamanki samimi gülümsemesiyle ve elinde İdil için evden getirilmiş oyuncaklarla İdil'i sevmeye başladı.

Tabi İdil de 9 ay boyunca boş durmamıştı . Bir çanta içinde Cars çizgi filminin 6 karakteriyle gelmişti. Hemen hediyeler açıldı. Aylardır hayali oynadığı karakterlerin gerçekleriyle oynarken zihinsel olarak hastaneden çoktan uzaklaşmıştı.

İlk aylar İdil'in hayata, bizim bebekli hayata alışmamız, sonra iki çocukla hayata alışmaya çalışmamızla zaman hızla geçip gidiyor. İdil, neredeyse oturmaya başlamış, sebze çorbalarını yerken ve böylece yeni dönüm noktalarını karşılarken sonunda bebeğimizin doğumunu da yazıya dökebiliyorum.

15 Mart 2013 Cuma

9 aylık hamile ne demek ?


Hamileyken haftalarla konuşmaya alıştığınız için kaç aylık hamilesiniz sorusunu cevaplarken duraksıyorsunuz. Ama son haftalara geldiğinizde artık cevaplarken duraksayacak bir şey kalmıyor. 

Son haftalarda şöyle hissediyorum:
- Sabah enerjik kalkıyorum ama akşam 9'da pilim bitmiş oluyor.
- Beni güzel uykumdan uyandırabilen tek şey gecede 3-4 defa tuvalet molası.
- Gün içinde en mutlu olduğum an tuvaletten çıktığım, en mutsuz an ise tuvalete yürüme çabasında olduğum o an olmalı:) Sanki saatlerdir tuvalete gitmiyormuşum ve tuvalete yetişemeyecekmişim hissiyle yürüyemiyorum. Daha doğrusu klasik penguen hamile yürüyüşüyle 2 yana sallanarak karnımı tutarak endişeli bir şekilde yürürken, dışarıdan ne kadar komik gözüktüğümü düşünüyorum.
- Küçük kuşumuzun az kilo alması nedeniyle yemek yemediğim/ yiyemediğim dakikalarda hissettiğim suçluluk.
- Akşamları ayaklarıma, ayak bileklerime ve bacaklarıma bakıp, bu Fred Çakmaktaş ayakları benim mi sorusunu soruyorum.  Bebeğin büyümesiyle kan dolaşımı yavaşladığı için çorap izinin tamamen silinmesi saatler sürebiliyor.
- Fotoğraflardaki yüzüme bakıp, bu ben miyim diye soruyorum. 2. hamilelikte herkes ne kadar az fotoğraf çekildiğini söyler ve bebeğin ne kadar az fotoğrafı olduğundan. Bizde de durum böyle olunca profesyonel fotoğraf çektirmeye karar verdim. Pazartesi günü fotoğraf çekimi sırasında bu çekim daha erken olmalıydı diye düşünmeden edemedim. 9 aylık hamile için fotoğraf çektirmek için bile olsa farklı pozisyonlarda olmak yorucu olabiliyormuş. Bir de nasıl göründüğümü merak ediyorum.
- En ufak ağrı, sancı acaba bugün büyük gün mü diye şüphe uyandırıyor.
- Günün en önemli işleri arasında yatakta bir taraftan bir tarafa dönmek ve rahat pozisyonu bulmak geliyor.
- Birkaç saat telefonunuz ulaşılamaz olunca veya planlanandan geç bir yere ulaşırsanız herkes (en çok da anneniz) doğurduğunuzu düşünmeye başlıyor.
- Karnınızı oturduğunuzda tabak koymak için kullanabiliyorsunuz...

Son haftalarda hep yapılacaklar listem uzayıp gidiyordu. Evdeki eksiklerin birkaç gün önce tamamlanmasıyla Can'ı okula getirip götürme ve ufak alışverişler dışında koşturma tamamlandı. Can, her gün (yarım gün) okula gitmeye başladı ve rahatlıkla okul kapısında içeri giriyor (masaya vuruyorum). Hatta okuldan çıkması kimi zaman zor olabiliyor.

Oyuncakçıda belki kardeşinin ona bir oyuncak getirebileceğini söylediğimde, "ama İdil alamaz ki..." diye mutsuzlukla bana baktı. Küçük kardeşin gelirken oyuncak getirmesine gerçekten çocuklar inanıyorlar mı bilemiyorum ama bizimki daha 3 yaşına gelmeden sorgulamaya başladı:)

15 Şubat 2013 Cuma

Hamileyim, iliklerime kadar

Son haftalar mutfakta tadilat, boya-badana, işte ise işleri yetiştirmeye çalışma telaşı içinde hızlı geçti. 10 gün kadar evden uzakta kaldık. Ama sonunda evdeyiz, mutluyuz. 34. haftanın bitişiyle artık geri sayıma başlamak istiyorum. Henüz doğuma hazır hissetmediğim için biraz işten uzakta kendimle vakit geçirmek istiyorum. Bu hafta işten ayrılmayı planlamıştım ama bitmeyen işlerden gelecek haftaya kaldı.

29. haftadan itibaren hamileliğimin seyrinde değişikliklikler oldu. Detay ultrason sırasında bebeğe giden sol kanalda bir sorun ("notch") tespit edilmişti. Bu nedenle, bebeğin beslenmesinin ve büyümesinin yakından takip edilmesi istenmişti. Can'a hamileliğimde de aynı teşhis vardı ve büyümesinde hiçbir sorunla karşılaşmamıştık. Ancak, bu kez 29. haftadan itibaren bebeğin büyümesinde yavaşlama ve olması gereken haftayla içinde bulunduğu hafta arasında 1,5-2 haftalık fark olduğu görüldü. Böylece, doktor daha sık kontrollerle -2 haftada bir- bebişkoyu takip etmek istedi. Tavsiyesi bol protein, karbonhidrat, kilo aldırıcı yiyecekler ve istirahat ile bebeğin kilo alımını hızlandırmak oldu. Senaryolar arasında farkın 3 haftaya çıkması durumunda bebeğin alınması ve dışarıda beslenmesinin sağlanması bulunuyor. Bu nedenle, son 1 ayda 4 kilo aldım. Kendimi hızlı kilo alımından balina gibi hissediyorum. Ama küçük hanım hala minimum düzeylerde büyüyebiliyor.  34. hafta akciğer gelişiminin tamamlanması önemli bir gelişme. 33. haftasında 1,770 gr olmuş. Bir sorun olmadan son haftalardaki hızla büyürse bile 2,5 kilo civarına ancak gelebilecek gibi gözüküyor. Bebeğin 2,5 kilonun altında olması durumunda doğum travması (bebeğin doğum sırasında zarar görmesi ihtimali) nedeniyle doğal doğum yapılması tavsiye edilmiyor.

İnsan herşeyin rutin gitmesini beklerken ve buna kendini hazırlarken haliyle canı sıkılıyor. Son haftalar bir yandan koşuşturmalar arasında bu duruma alışmaya çalışmakla geçiyor. Akşamları ayaklarım şişiyor ve otururken, yatarken bile rahat edemiyorum. Tuvalet sıklığım jet hızında. Kısaca, kendimi özellikle akşamları iliklerime kadar hamile hissediyorum. Akşamları Can'a vakit ayırmak isteyince, her ne kadar Kaan sürekli destek olsa da uyku saati ritüelleri, gece uyanmaları, evin toparlanması sonrası yorgun hissediyorum. Bu nedenle de işten planladığımdan erken ayrılmak istedim. Ama Cuma günü itibariyle henüz başarılı olamadım:)

Neyse iyi tarafından bakarsak işlerimi toparlıyorum, evde tadilat bitti ve eve döndük. Kaan yeni işine başladı, adapte oluyor. Birkaç haftaya bebeğin odası oturmuş olur. Daha da güzeli Can kardeşinden bahsediyor. Okuduğumuz kardeş konulu kitaplar sonrası eve bir bebek geleceğini idrak etmiş gibi gözüküyor. Okuduğu kitaptan etkilenmiş; Kardeşi Can'a tam olarak abi diyemeyeceği için "apii, apiii" diyecekmiş.

Hergün görmemize rağmen her sabah gözmüze daha da büyümüş geliyor. Mantıklı cevapları sonrası şaşkınlık içinde Kaanla bakışırken buluyoruz. Can, canımız. Şimdi en küçük canımızı bekliyoruz.

7 Ocak 2013 Pazartesi

Lady Bam bam

Bugün İstanbul'da kar yağıyor. İstanbul'da tüm kış kar yağan 2-3 günden birindeyiz ve manzaranın tadını çıkarıyorum. Aylar önce kar lastiğimin takılmış olması gerekirken 2 gün önce takılmadığını -şans eseri- öğrendiğim için Kaan'ın şöförlük yapmasıyla daha da keyifli bir gün geçiriyorum.

Küçük kızımız 29. hafta içinde ve büyümeye devam ediyor. Ona Bambam diyorum çünkü genelde içimde hissettiğim, duyduğum ses bu. Sabah uyandığımda, bilgisayar karşısında çalışırken, yemek yerken, toplantıda, akşam TV karşısında, gece yattığımda sanki karnımda rahat etmek için taklalar atıyor. Umarım gelmek için sabırsızlanmıyordur. Çünkü daha yapacak çook iş var!

Evde neyi nereye yerleştirmeliyiz, ne almalıyız konularını konuşmaya başladık. Haftasonu ilk kez küçük hanım için minik tulumlar, bluzler aldım. Pembe almasam derken, mağazadan pembeler ve beyazlar arasında çıktım. Bu arada oğlan annesi olarak gözüm bir taraftan mavilerde, grilerdeydi.

Ocak ayının ilk haftası da geçti. İşten ayrılmama yaklaşık 8 hafta kaldı. Şubat'ta tüm raporlarımın sonuçlanması gerekiyor. Bir yanda evde mutfak tadilatı, boya-badana, bebeğin odası derken çok yoğun günler bizi bekliyor.

Psikologun Can'ın dil gelişimini 2,5 yaşına göre ileride bulması ve karnım çok büyümeden paylaşmamızı önermesi nedeniyle kardeş haberini yaklaşık 3 hafta önce verdik. Her ne kadar kardeş temalı kitaplarla ve örneklerle pekiştirmeye çalışsak da somutlaştırmakta güçlük çektiği bir gerçek. Bu nedenle en çok Lady Bambam doğduktan sonra Can'ın tepkisini merak ediyoruz.




27 Kasım 2010 Cumartesi

Can ve göbeğim

İlk iş haftam bitti. Yaşasın haftasonu! Yine haftasonları çok kıymetli oluverdi. Bugün yeni doğum yapan bir arkadaşımızı ziyarete gideceğiz.
Aklıma hamilelik günlerim geldi. Can, karnımdayken sürekli tekmeler atan, hareket eden tipte bebeklerden değildi. Hareket etse bile çok uzun sürmüyordu. Aşağıdaki video nadir yakalayabildiğim anlardan. 36.haftasında Can'ın 45 saniyelik klasik müzik sevgisi: